İnsanlar ırmaklara benzer. Su her tarafta sudur. Özellikleri aktığı yere ve zamana göre değişir. Bazen genişler bazen daralır. Bazen parlak bazen bulanık olur.  Bazen ılık bazen soğuktur.Her insan üzerinde insanlara özgü bütün niteliklerin tohumlarını taşır.

Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı

Lev Nikolayeviç Tolstoy ; 1828’in sonbaharında, Moskova (Tula)da, zengin bir ailenin çocuğu olarak bir malikanede Dünya’ya geldi. İki yaşında annesini, dokuz yaşında babasını kaybetti. Çalışkan, zeki bir öğrenci idi. 1900’den sonra, toplum, ahlak,din, sanat ve yaşam konularında yazmaya başladı. Soylu olmaktan mutsuzdu. Köylüler gibi giyinip, onlar gibi yaşamaya başladı. Onların yoksulluğundan çok etkilenip, servetini köylülere dağıttı.

Tolstoy, yoksul halk ile iç içe yaşamaya başlayıp,servetini onlara dağıttı.

Orduya katıldı. Kafkasya’ya gitti. Halkın yoksul yaşamının içinde bulundu. Ruh hali bozulmaya başladı. Evini terk etti. Pisikolojik sıkıntılar ile dolu son döneminde, 1940 yılında tren istasyonunda zatürreden öldü. Aradığı huzuru ölürken buldu.

Yaşantısının temelinde,ezilen insanlar ve çocuklar vardı.

Tolstoy; Yazılarında insanlığın çeşitli sorunlarına değindi. Kafkas halklarının sorunları da, onun en çok irdelediği konulardandı. Bu düşünceler ile, iki kültür arasına sıkışıp kalmış bir toplumun hikayesi olan “Hacı Murat“ı kaleme aldı.

Hikaye,Hacı Murat’ın Şeyh Şamil ile arasının açılması üzerine çaresiz kalarak Ruslara sığınması üzerinde kurulmuş.

Hacı Murat; Kardeşini öldüren Çeçen lideri Şeyh Şamil ile anlaşmazlığa düşer. Çaresiz Rusya’ya sığınır. Ruslar önce memnun olur. Ancak zaman sonra casus olduğundan şüphelenip hapse atarlar. Karısı ve oğlunu Çeçenlerin esir aldığını öğrendiğinde, ailesini kurtarmak için önce Ruslardan kaçıp kurtulmayı planlar.

Şeyh Şamil,eğer Hacı Murat bahara kadar geri dönmezse ailesini öldüreceğini beyan etmiştir.

Müritleri ile kaçma planını yapar. Beş Rus askeri ile ormanda yürüyüş yaptıkları sırada, dört askeri öldürürler. Bir asker kaçarak Hacı Murat’ın kaçtığını haber verir. Yüzlerce Rus askeri, Hacı Murat ile dört müridini bataklıkta kıstırırlar. Hacı Murat ve müridleri insan üstü bir savunma ile hiç bir kurşunlarını boşa atmazlar.

Kafkas Halkları, Rusların kararlı işgal ilerleyişine üç yüz yıl boyunca amansız mücadele vermiştir.

İki saati aşan direnişte çok fazla Rus askerini öldürürler. Bu sırada Ruslar ile işbirli yapan Kafkas asıllı Hacı Ağa ve Ahmet Han Ruslara yardıma gelir. Hacı Murat’ın üç silah arkadaşı da ölür. Hacı Murat iki kurşun yarasını bez ile kapatıp, ateşe devam eder. Ailesi gözünün önünden film şeridi gibi geçer. Onları düşünürken, sonbir kurşun tüm düşüncelerini sonlandırır. Bir ömre değen kahramanca yaşanmış bir hayat sona erer.

“Tolstoy olmasaydı, edebiyat, çobanı olmayan bir sürü, içinden çıkılamaz bir kördüğüm olurdu.” Anton Çehov
…….. * ………