2. BÖLÜM

Huzur Adası Sarayı’nın kapıları açılmış. Dışarıya iki atın çektiği bir atlı araba hızlıca çıkmış. Arabacı dizginleri iki avucunun arasında sıkıca tutarak, arabayı “inci pazarı“na doğru sürmeye devam etmiş. “Hadi aslanlarım, dehhh !”, arabada oturan Genç Prens yardımcısı Çilli Çocuk‘a “Umarım pazarda güzel inciler bitmeden yetişiriz“demiş. Çilli Çocuk” Daha vaktimiz var yetişiriz, merak etmeyin efendim ” diye cevap vermiş.İnci Pazarı’na geldiklerinde, pazar girişinde kendilerini pazarın sahibi İnci Baba karşılamış.

İnci Baba : “Hoşgeldiniz Prens hazretleri”
Genç Prens :”Hoşbulduk İnci Baba, Narin Prenses için meşhur incilerinden satın almaya geldik, umarım güzel incilerinden vardır ! “
İnci Baba : “Çok şanslısınız efendim. Bugün her zamankinden daha kaliteli inciler geldi. Ben arabanızı aldırıp, hayvanların yemini ve suyunu verdireyim. Keyifli alışverişler dilerim efendim”
Genç Prens : “Teşekkürler İnci Baba, görüşmek üzere, hoşçakalın” diyerek, Çilli Çocuk ile birlikte İnci Pazarı’nın kapısından içeri girmişler.Saraydan genç hanımlar ve prenseslerin kolye, yüzük, bileklik, taç gibi bir çok siparişleri varmış. Bütün siparişleri alıp çantalarına koymuşlar. Kalabalık insanların toplandığı bir tezgahın yanına gelmişler. Burada herkesin hayranlık ile izlediği pazarın en güzel sedef incisini görmüşler. İnci beyaz,mavi,pembe renklere dönüşüyormuş ve bakanlar gözlerini ondan alamıyorlarmış.Genç Prens; “İşte bu! Narin Prenses’e evlenme teklif ederken vermek için aradığım sıra dışı sedef inci, harika, göz alıcı” diyerek, sedef inciyi satın almış. Satıcı adam kristal midye kabuğu içerisine kadife örtü serip, onun üzerine de sedef inciyi koymuş ve midyenin kapağını kapatmış. Şirin küçük bir kırmızı hediye kutusunun içerisine koymuş.Üzerine kırmızı kurdela dolayıp, fiyonk yapmış. Harika bir hediye paketi olmuş.Genç Prens’ in yüzünde ki gururlu bir tebessüm bu hediyeyi çok beğendiğini gösteriyormuş. Hediye paketini yardımcısı Çilli Çocuğa uzatmış, “belindeki çantanın içerisine koy, önemli bir paket bu“demiş. Çilli Çocuk “peki efendim” deyip, paketi belindeki çantanın içerisine koymuş ve çantanın kapağını kapatmış. Etrafta ise, bu harika ve kıymetli sedef inciyi kim satın aldı diye bakan bir sürü meraklı göz varmış!Mutlu bir şekilde İnci Pazarı’ndan çıkıp, atlı arabalarına doğru giderlerken, kalabalık içinde önlerinde itişip kakışan kavga eden ahtapotlara rastlamışlar. Genç PrensBu güzel günde kavgada nereden çıktı ? ayıralım şunları Çilli Çocuk ” demiş. Araya girip kavga eden ahtapotları ayırmışlar.Ortalığı sakinleştirmişler ve Genç Prens, ” kavga medeni olmayan,konuşarak sorunları çözemeyenlerin işidir, size ne oluyor ? sakın bir daha kavga yapmayın ” demiş. Ahtapotlar mahçup olmuşlar ve özür dileyerek oradan uzaklaşmışlar. Genç Prens gene bir sorunu çözmenin haklı gururu ile atlı arabasına binmiş. Çilli Çocuk ile beraber sarayın yolunu tutmuşlar.

Dört nala Sarayın kapısına geldiklerinde, nöbetçiler kocaman iki parçalı ahşap kapıları sağa ve sola doğru gıcırdatarak açmışlar. Hoşgeldiniz dercesine selam durup, başlarını öne eğmişler.

Atlı Arabanın sürücüsü , ” pusss oğlummm pusss ” diyerek dizginleri kendine doğru hafifçe çekerek atları, tırıstan kendi halinde yürümeye geçirmiş. Atlar başlarını sağa sola sallayarak yavaşlamışlar ve ıhlamur ağaçlarının önüne geldiklerinde durmuşlar.Bu sırada, Narin Prenses ; Mor salkımlar, sarı renkli bezelye çiçekleri, pembe akşamsefaları ve güzel kokulu gardenyalar ile yalancı cenneti andıran mis kokulu saray bahçesinde ki yürüyüşünü bitirmiş. Büyük havuzun kenarında sallanan sandalyesine oturup, kitap okumaya başlamış. Narin Prenses kitap okumayı çok severmiş ve bütün çocuklara “lütfen bol bol kitap okuyun ki, bilgili, akıllı, başarılı çocuklar olasınız” diye tavsiyelerde bulunurmuş.Narin Prenses atlı arabanın geldiğini görmüş. Heyecan ile kitabını çantasına koyup, sevinçle yerinden kalkmış. Arabadan önce Çilli Çocuk inmiş. Arabanın kapısını ardına kadar açıp Genç Prens‘e “ Buyurun Efendim.”demiş. Genç Prens arabadan yere indiğinde, onu ıhlamur ağaçlarının ve kırmızı renkli fitne ağaçlarının harika kokuları karşılamış. Güzeller güzeli Narin Prenses’in hızlı adımlarla mor salkımların yanından kendisine doğru heyecanla geldiğini görmüş.Ilık bahar rüzgarı, bir taraftan Narin Prenses’in kumral saçlarını dalgalandırıyor, diğer taraftan elbisesinin eteklerini dans ettiriyormuş. Reverans ile nazikçe dizini eğip “Hoşgeldiniz Prensim” dediğinde, yüzündeki mutluluk ve güzellik gamzelerini belirginleştirmiş. Genç Prens “Teşekkür ederim, Narin Prenses hoş bulduk” dediğinde, Narin Prenses’in elini parmakları ile kavrayıp, üzerine bir buse kondurmuş. Bu arada Çilli Çocuk arabadan eşyaları indirmiş, atlı araba cennet ağaçlarının arasından ahırın yolunu tutmuş. Narin Prenses Genç Prens’in koluna girmiş, sohbet ederek oya ağaçlarının yanından, havuzun kenarında ki mermer alana gelmişler. Aslan heykelinin üzerine, akçaağaç yapraklı çınar ağaçlarının gölgesi düşmüş. Göldeki rengarenk ördekler ve kazların ötüş sesleri sanki bu mükemmel çifti selamlıyormuş. Çilli Çocuk onları uygun bir mesafeden takip ederek, arkalarından geliyormuş. Tüm bu güzelliklerin arasında, Genç Prens Narin Prenses’e evlenme teklif edeceği en uygun yeri belirlemiş. Bahçenin göz alıcı kırmızı yapraklı kayın ağaçlarının önünde durmuş. Tam yeri ve zamanı diyerek, “Çilli Çocuk belindeki çantadan, özel hediye paketini ver bakalım“demiş. Narin Prenses‘inde heyecandan yanakları kızarmış. Sürprizi sabırsızlık ile beklemeye başlamış. Çilli Çocuk‘ta bu harika evlenme teklifini bir an önce görebilmek için, heyecan ile belindeki çantanın kapağını açmış. Eli ile çantanın içinde paketi aramış, bulamayınca çantayı belinden çıkarmış, iki avucunun arasında her yerini aramış, “Aman Allahım, bu imkansız, nasıl olur,hediye paketi yok !” diyerek şaşkınlık içerisinde kala kalmış.

2.Bölüm Sonu.