Hacı İvaz Ağa ( Hacivat ), Trakya’lı duvarcı ustası, Konstantin’in çingene seyisi Bali Çelebi  ( Karagöz ) ise demirci ustası idi.Hacivat ve Karagöz günümüze, bir perdede oynatılan “gölge oyunu” olarak gelmiştir. Nerede ne şekilde yaşadıklarına dair fazla bilgi mevcut değildir. Bu konuda Evliya Çelebi’nin bilgilerinden faydalanılmıştır. Orhan Gazi döneminde Bursa’ da inşaat işçisi olarak çalışmışlardır.Hacivat ; Yabancı kelimeler ile konuşmayı seven, Karagöz’ü çalıştırıp ondan menfaatlenen, kendi çıkarlarını hep önde tutan bir duvarcı ustasıdır. Karagöz’deki üstün yeteneği görür ve  bundan şan, şöhret ve para için yararlanmak ister. Karagöz ; Hacivat’ın söylediği kelimeleri anlamayan, onlara başka anlamlar yükleyen, Hacivat ile dalga geçen, her işe karışan, patavatsız, genellikle zor durumda kalan, işsiz, halk adamı olan demirci ustası bir Türkmen göçeridir. Sultan Orhan Gazi, Bursa’da kendi adına yaptırmakta olduğu cami inşaatını denetlemeye gelmiş. Hacivat ile Karagöz’de taş işinden anladıklarından dolayı bu camide çalışıyorlarmış. Orhan Gazi inşaatın yavaş ilerlediğini görüp, hemen Mimarbaşı Ali Naccar’ı  çağırtmış “cami vaktinde bitmezse kelleni alırım” demiş.Mimarbaşı, Padişah’ın ne denli titiz ve prensipli olduğunu bildiğinden çok tedirgin olmuş ve ; ” Sultanım ben malzeme almak, veya başka bir iş için inşaattan her ayrıldığımda işler yavaşlıyor. Bunun sebebini en yakın zamanda öğrenip gereken tedbirleri alacağım.” demiş.Bir gün Mimarbaşı ” ben malzeme almaya şehre gidiyorum” deyip inşaatten ayrılmış. İnşaatı gören bir tepenin arkasına saklanıp, işçileri izlemeye başlamış. Hacivat ve Karagöz’ün atışmaya başladığını görmüş. Tüm çalışanlar ise bu atışmayı izlemek için etraflarına toplanmışlar.Mimarbaşı doğruca saraya gidip, Padişah’ın huzuruna çıkmış. Padişah’a tüm gördüklerini ve inşaatın yavaş gidişinin sebeplerini anlatmış. Sultan Orhan Gazi çok sinirlenmiş. Bu iki işçinin ( Hacivat ile Karagöz ) derhal asılmalarını emretmiş. ” Onlar asılsın ki bu diğer tüm işçilere ders olsun “demiş. Padişahın bu emrine istinaden, Hacivat ile Karagöz inşaattan alınıp asılmışlar.Şehir halkı, şefkatli, merhametli ve halkını seven Padişah’ın bu iki insanı idam ettirmesine çok üzülmüşler ve bu mutsuzluklarını Padişah’a hissettirmişler. Şeyh Küşteri, Karagöz ve Hacivat‘ı çok seven bir zat imiş. Ölümlerinden sonra Hacivat ve Karagöz’ün kuklalarını yaparak perde arkasından oynatmaya başlamış. Böylece Hacivat ve Karagöz tanınmaya başlamış.Gölge Oyunu” Karşılıklı konuşma ve taklit temeline dayanmakta olup, bir perde üzerinde oynatılmaktadır.Karagöz, her zaman unutulmaya yüz tutmuş bir sanat olarak görülüyor ama aslında Karagöz-Hacivat, dünyanın birçok yerinde birçok farklı insan tarafından tanınan ve saygı duyulan önemli bir sanattır.

Karagöz Derneği Başkanı Enis Ergün

………………… * …………………