NDER 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kişilik Bozuklukları
Yazar Mesaj
  keremu
insancık
*


Bilgiler
Mesajlar: 1,980
Katılma Tarihi: Aug 2005
Rep Puanı: 20

Kişisel Bilgiler

Nerden :
Müzik Tarzı :
Cinsiyet :
Ruh Hali :




 
Çevrimdışı
 
 
Mesaj: #1
Kişilik Bozuklukları
Kişilik Bozukluğu Nedir? / Çeşitleri Nelerdir?


İnsanlar çeşitli nedenlerle psikolojik yardıma başvururlar. Bazıları yaşadıkları travmatik bir olay yada krizden sonra (ailede birisinin ölümü, boşanma, tecavüz, iş kaybı gibi) bazıları ise belli bir konuyu çözüme ulaştırabilmek için yardım ararlar (daha tatmin edici bir iş bulmak, zor bir çocuğun yetiştirilmesi, evde ki ergen çocukların sorunları ile başetmek, çocukluktan yetişkinliğe geçiş, ilişkilerde yaşanan problemler, hayatın maddi ve manevi sorunlarına karşı mücadele etme gibi pek çok yaşam içinde ki problemi kapsar). Bazıları da depresyon, yeme bozuklukları yada panik ataklar gibi süre giden psikolojik sorunların iyileştirilmesi için yardım isterler.

Pek çok insan aynı zamanda daha belirsiz sorunlar içinde psikologa başvurabilirler. Örneğin kriz üstüne kriz yaşıyor olabilir, birlikte oldukları insanlarla yada arkadaşları ile fırtınalı ve tatminsiz ilişkiler yaşıyor olabilir yada iş hayatları aşırı derecede yorucu ve zarar verici olabilir. İnsanlar terapiye gelirler çünkü yaşamları istedikleri gibi değildir ve genel olarak mutsuz hissederler. Bu kişilerin büyük çoğunluğu kişilik bozuklukları yaşarlar fakat terapiye gitmedikleri sürece durumu farketmezler.

Kişilik insanın alışkanlığa dönüşmüş, yapısına oturmuş, sürekliliği olan davranışların tümüne verilen isimdir. Diğer insanlar ve kendisi hakkında geliştirdiği inançlar, düşünceler, dünyayı nasıl algıladığı, çevresine ve kendisine yönelik bakış açısı, alışkanlıkları, duyguları ve davranışları bireyin kişiliğini oluşturur.

Birey çevresindeki olaylara yada yaşam koşullarına sağlıklı tepkiler veremediği zaman kişilik bozuklukları ortaya çıkar. Bu tür rahatsızlıklar genelde bireyin davranışlarında, duygularında, düşünme şeklinde ve ilişkilerinde gözlemlenebilir. Sorunlar değişik şekillerde ortaya çıkabilir, örneğin kişi özel ilişkilerini devam ettirmekte sürekli sorun yaşıyorsa, bir işte tutunamıyorsa yada kariyerini geliştirmekte zorluk yaşıyorsa kişilik problemleri olma ihtimaline bakmak gerekir. Çoğunlukla kişilik bozukluğundan kaynaklanan sorunlar ergenlik çağının sonunda ve yetişkinliğin başlarında aşırı stress ve zorlanma ile başlar. Kişi sonraki yaş..::[Yasak]::..nda bu sorunları sürekli ve uzun vadeli olarak yaşar.

Kişilik bozukluğunu belirleyen semptomlar normal karakter özelliklerinin biraz daha abartılı şekilde yaşanması olduğundan bu hastalıkları teşhis etmek her zaman kolay değildir. Çoğu kez diğer psikiyatrik hastalıklar ve duygusal bozukluklar karışır ve teşhis konulmasını daha da zorlaştırır. Genelde suçluların, alkoliklerin, uyuşturucu kullanıcıların yüzde 70’inde bu rahatsızlık mevcuttur. Kişilik problemi olan insanların suç işleme, intihar etme, kaza geçirme ve hastanelerin aciline gitme ihtimalleri normal insanlardan daha yüksektir. En yaygın kişilik bozuklukları: Histerionik, Antisosyal, Borderline, Obsesif-kompulsif ve pasif-agresif kişilik bozukluklarıdır.

Kişilik bozuklukluklarının temelinde bu hastalığa sahip olan insanların rahatsızlıklarını farketmemeleri yatar. Aksine kişi daha çok kendisini koşulların kurbanı olarak görme eğilimindedir. Herhangi bir kişilik bozukluğuna sahipseniz, insanların sizi haksız yere suçladığını, eleştirdiğini ve reddettiklerini düşünüyor olmanız yüksek bir ihtimaldir. Daha önemlisi kendinizi açıklanamayan bir şekilde tatmin olmamış, mutsuz, huzursuz, doymamış hissedersiniz. Bütün bunları yaşarken, normal bir insan olarak yaş..::[Yasak]::..nızı sürdürebildiğiniz için sizin ve çevrenizdekilerin aklına profesyonel bir yardım alabileceğiniz ve hayat kalitenizi yükseltebileceğiniz fikri gelmez.

-Kişilik Bozukluğu Çeşitleri

Tespit edilmiş pek çok kişilik bozukluğu mevcuttur, her birinin kendine özgü davranış şekilleri ve belirtileri vardır. Pek çoğu 3 kategori altında toplanabilir:

1. Grup A: Garip yada aykırı davranışlar.
2. Grup B: Dramatik, duygusal yada düzensiz tavırlar.
3. Grup C: Endişe yada korku dolu tavırlar.

Bunların yanısıra birçok kişilik bozukluğu daha vardır fakat bu türler en sık görülenlerdir.

 
 
07-13-2006 11:13 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
  keremu
insancık
*


Bilgiler
Mesajlar: 1,980
Katılma Tarihi: Aug 2005
Rep Puanı: 20

Kişisel Bilgiler

Nerden :
Müzik Tarzı :
Cinsiyet :
Ruh Hali :




 
Çevrimdışı
 
 
Mesaj: #2
Grup A: Şizoid Kişilik Bozukluğu
Sosyal ilişkilere karşı ilgisizlik, soğukluk ve duygusuzluk

Grup A : -Şizoid Kişilik Bozukluğu

-Nedir?

Şizoid kişilik bozukluğu sosyal ilişkilere karşı ilgisizlik, soğukluk ve duygusuzluk olarak ifade edilebilir. Bu hastalık ergenliğin başında duygusal ve sosyal olarak kişinin başkaları ile iletişim kuramaması ile kendini göstermeye başlar. Bu kişiler günlük hayatta normal insanlar gibi yaşamlarını sürdürebilirler ama başkaları ile anlamlı ilişkiler kuramazlar. Bütün hayatları boyunca yalnız yaşarlar, sürekli hayal kurarlar ve çoğunlukla hayvanlara aşırı bağlanma gösterirler. Başka insanların tahammül edemediği ve yalnız olmalarını gerektiren işlerde çalışabilirler. Tartışmalı olmakla birlikte bazı araştırmalar Şizoid kişilik bozukluğunun şizofreni başlangıcı olabileceği öne sürülmüştür. Şizoid kişiliği Şizofreniden ayrıran en önemli etken, bu kişilerin gerçek ile bağlantılarının kopmamış olmasıdır.

Bu kişiler direk olarak kışkırtıldıkları zaman bile öfkelerini yansıtmakta zorlanırlar. Çoğunlukla önemli yaşam sorunlarına yada negative olaylara tepki vermezler ve pasif bir tavır gösterirler.

Şizoid kişiler bireyselliğe, yalnızlığa ve kendi başına olmaya değer veren kişilerdir. Kendi duygularını inceleme konusunda hiç bir arzuları yoktur. Başkalarından farklı olduklarını algılamalarına rağmen bu konuda her hangi bir rahatsızlık hissetmezler. Bu kişiler başkalarından nefret etmezler sadece çevrelerinde insan olmadan daha rahat olduklarına inanırlar.

Araştırmalar bu kişilerin evlenebildiklerini ve değer verdikleri insanlar olmadığında kendilerini kaybolmuş hissettiklerini göstermektedir. Fakat bu kişiler çevrelerinde olduğu zaman bu sefer de kendilerini baskı altında hissederler. Dolayısıyla Şizoid kişiler fazla yakınlık aramayan ve duygusal ilişki istemeyen insanlar ile daha rahat hissederler. Diğer bir deyimle bu kişiler için evlilik ev arkadaşı edinmek gibi bir anlam taşır. Eğer özel bir ilişki geliştirmezler ise çoğunlukla kardeşleri yada başka akrabaları ile fazla yakınlık kurmadan yaşarlar.

-Belirtiler

1. Güçlü duygular yaşamazlar
2. Arkadaşlık ilişkisi kurmayı istemez yada zevk almaz
3. İnsanlarla iletişim gerektiren bütün sosyal aktivitelerden kaçar
4. Başka insanlara yabancılaşma yada duygusal olarak soğukluk
5. Hiç bir arkadaşı yoktur
6. Övgü yada eleştiriye karşı hiç tepki vermez
7. Soğuk ve umursamaz davranır
8. Duygularında hemen hemen hiç değişim olmaz


-Tedavi

Bu hastalığa sahip kişiler çok ender olarak tedaviye gelirler. Her hangi bir insan ile iletişim kurmayı istemedikleri için terapi oldukça problemli olabilir. Bu nedenle bir psikolog yada psikiyatrist ile yapılan bireysel terapinin pek başarılı olmadığı ortaya konmuştur. Zorlayıcı olmayan bir destek grubunun yalnızlık duygularını iyileştirmede ve insanlar ile ilişkiye girme korkusunun aşılmasında daha faydalı olduğu görülmüştür.

Bireysel terapinin başarılı olabilmesi için uzun zamanlı güven ilişkisinin oluşturulması gerekir ve ancak bu şekilde terapist hastanın ilişkiler konusunda ki gerçekçi olmayan inançlarını değiştirmesine yardımcı olabilir. Terapist ile iletişim geliştikçe kişi başkaları ile olan ilişkilerine yeni bir bakış getirmeye başlayabilir.

İş, ev yada aile bireylerinden birinin kaybı kişinin ciddi hastalıklar geliştirmesine yol açabilir. Bu hastalarda ilaç kullanımı önerilmez, fakat kısa zamanlı tedavilerde aşırı depresyon ile alakalı semptomların giderilmesinde kullanılabilir.

 
 
07-13-2006 11:17 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
  keremu
insancık
*


Bilgiler
Mesajlar: 1,980
Katılma Tarihi: Aug 2005
Rep Puanı: 20

Kişisel Bilgiler

Nerden :
Müzik Tarzı :
Cinsiyet :
Ruh Hali :




 
Çevrimdışı
 
 
Mesaj: #3
Grup A: Paranoid Kişilik Bozukluğu
Başkalarına karşı duyulan güvensizlik ve aşırı kuşkuculuk.

Grup A : -Paranoid Kişilik Bozukluğu

-Nedir?

Bu hastalığın temelinde başkalarına karşı duyulan güvensizlik ve kuşkuculuk yatar. Kişi kuşkularını, tartışarak, şikayet ederek yada agresiflik ile ifade eder. Paranoid kişiler görüntüde soğuk, objektif ve mantıklı gibi görünebilirler ama genelde saldırgan, inatçı ve sarkastik davranırlar. Başkaları hakkında negatif yargılar geliştirebilir ve kendileri gibi paranoid inançların paylaşıldığı tarikatlara yada gruplara üye olabilirler.

Paranoid kişilik ilk olarak çocuklukta, ve ergenlik döneminde ortaya çıkar. Belirtileri yalnızlık, arkadaş edinememek, aşırı hassas olmak, tuhaf düşünceler ve fantaziler olarak görülür.

Bu kişiler kendilerini iki zıt şekilde görürler: bir taraftan davranışları ukalaca ve kendini beğenmişçe olmasına rağmen diğer taraftan küçük düşmeye ve aşağılanmaya karşı savunmasızdırlar. Bu kişiler genelde kendilerini dürüst, adil ve doğru olarak görürler fakat başkalarının kendilerini yanlış anladıklarına inandıkları için güç kullanarak kendilerini göstermeye çalışırlar. Her zaman diğer insanlar hatalı kendileri doğrudur. Araştırmalar paranoid kişilerin altı temel inanca sahip olduklarını göstermektedir:

1. Felaket çok yakın.
2. Dünya kötü insanlar ile dolu.
3. Kaza diye bir şey yok; bu tür olaylar kötü niyetli insanlar tarafından gerçekleştirilir
4. Herkes bana kötülük yapmaya çalışıyor.
5. Ben haklıyım, diğer insanlar yanlış.
6. Ben diğer insanlardan farklıyım; başkalarının göremediklerini görebilir yada hissedebilirim.

Paranoid kişiler diğer insanların kendisine zarar vereceğini, kandırmaya kalkacağını yada kullanmak isteyeceklerine inanır ve insanların güvenilirliği konusunda şüpheler ile doludur. Eğer paranoid kişiliğe sahipseniz büyük ihtimalle hiç bitmeyen güvensizliğiniz ve başkalarının sizi aldatmasını beklemekten tükenmişsinizdir. Siz başkalarından en kötüyü beklersiniz ve diken üstünde beklersiniz. Bu yüzden sürekli endişeli, korku dolu, kuşkucu ve gerginsiniz. Siz kötü bir dünyada yaşıyor ve olabilecek bir saldırıya karşı her an hazırda bekliyorsunuz.

Paranoid kişiler arkadaşlarından yada dostlarından sadakat gördüklerinde çok şaşırırlar ve hatta inanamazlar, çünkü bir sorun olduğunda herkesin kendisine saldıracağını yada umursamaz davranacağını beklerler. Başkalarından gelen iltifatlerı genelde gizli eleştiriler yada daha iyisini yapması için kendisine yapılan baskı olarak algılarlar. Çoğunlukla başkalarının yardım teklifini bir işi tek başlarına beceremediğine dair bir mesaj gibi düşünürler. Başkalarından yardım isteyemezler ve kişisel bilgilerini paylaşamazlar çünkü bilginin kendilerine karşı kullanılmasından korkarlar.

Eğer siz paranoid kişilik bozukluğu yaşıyorsanız, çevrenizdeki insanlar sizi geçinmesi zor birisi olarak görüyor olabilirler. Arkadaşlarınıza güvenmiyor ve agresif tavırlarla yaklaşıyorsunuz. Sürekli şikayet ediyor, insanlara soğuk ve ilgisiz davranıyorsunuz. Arkadaşlarınızla inatlaşıyor, alaylı ve iğneleyici sözler sarfediyorsunuz. Başkalarına alınmakta çok hızlı ama affetmekte çok yavaşsınız. En ufak olayda bile intikam almak istersiniz.

Araştırmalar, Paranoid kişilerin eleştiri ve cezalandırma sonucunda ortaya çıkan utanç ve aşağılanma duygusuna karşı aşırı derecede hassas olduklarını göstermektedir. Doğal olarak bu kişiler otorite sahibi insanlar ile sürekli problem yaşarlar, çünkü özgürlüklerini yitirmekten, köle haline getirilmekten ve bastırılmaktan korkarlar.

Pranoid özellikler normal insanlarda belli ölçüye kadar mevcuttur ve bir insanı Paranoid kişilik bozukluğuna sürükleyen etkenler belirsiz olabilir; örneğin stress altında ortaya çıkabilir. Görünümleri gergin, savunmada, sinirli, aşırı hassas ve her an saldırmaya hazır olabilir. Kendilerine yönelik eleştiriyi asla kabul etmezken, başkalarını kritize etmeye ve aşağılamaya meyillidirler. Genelde bu tür insanlar enerji dolu, hırslı, çok çalışan ve başarılı insanlardır. Saldırgan, inatçı ve katı olmalarının yanısıra oldukça akıllı ve bilgilidirler. Paranoid kişiliğin bir özelliği sorumluluğu başkalarının üzerine atarak suçu kendi dışındaki diğer insanlarda aramaktır.

-Belirtileri

1. Başarısızlıktan ve aşağılanmaktan aşırı derecede korkma
2. Karşılaştığı kötü davranışları asla affetmemek, kin tutmak
3. Kuşkuculuk, kıskançlık, çekememezlik
4. Sorumluluktan ve suçu üstlenmekten kaçınmak
5. En sıradan davranışların bile kötü amaçlı olduğunu düşünmek
6. İnsanların sadık olmadığına dair sürekli şühpe duymak, kimseye güvenmemek
7. Kendini korumak için aşırı ve saldırgan bir tarz ile hareket etmek.
8. Başkalarını suçlamak
9. Sabit fikirli, inatçı ve katı bir yapı
10. Kızmaya, öfkelenmeye ve agresifleşmeye hazır olma
11. Otoriteye karşı başkaldırma
12. Ukalalık, kendine aşırı güven, herkesten üstün olduğuna inanmak
13. Yalan söylemeye ve gerçekleri farklı göstermeye eğilim


-Tedavi

Çok az Paranoid kişilik bozukluğu olan kişi kendi isteği ile psikoloğa yada psikiyatriste tedaviye gelir. Çoğu kez ya aile üyeleri yada başka etkenlerin zoru ile terapiye başlarlar.

Araştırmalar düşük dozda verilen bazı ilaçların terapi ile birlikte kullanılması ile başarılı sonuçlar elde edildiğini göstemiştir. Fakat Paranoid kişiler ilaçlara kuşku ile yaklaşacakları için ilacın yan etkilerine ciddi tepkiler verirler. Dolayısıyla hasta belli semptomları durdurmayı kendi isteyene kadar ilaç önermekten kaçınmak iyi olabilir. Uygulanacak tedavi yöntemi hastanın işbirliği göstermesi ile çok daha başarılı olacaktır.

Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

 
 
07-13-2006 11:20 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
  keremu
insancık
*


Bilgiler
Mesajlar: 1,980
Katılma Tarihi: Aug 2005
Rep Puanı: 20

Kişisel Bilgiler

Nerden :
Müzik Tarzı :
Cinsiyet :
Ruh Hali :




 
Çevrimdışı
 
 
Mesaj: #4
Grup A: Şizotipal Kişilik Bozukluğu
Başkaları ile ilişki kuramamak, düşünce, görünüm ve davranışlarda gariplikler.

Grup A : -Şizotipal Kişilik Bozukluğu

-Nedir?

Bu psikolojik hastalık kişilerin başkaları ile ilişki kurmakta sorun yaşadığını, düşünce yapılarında , görünümlerinde ve davranışlarında problem olduğunu gösterir. Konuşma sırasında alakasız konulara girebilir, kelimeleri garip şekillerde kullanabilirler. Bu kişiler genelde yakınlaşmaktan kaçınırlar, tuhaf düşünce yapıları geliştirir ve sıradışı davranırlar. Garip davranışlarına rağmen normal insanlar gibi bir işte çalışabilir, az sayıda olmakla beraber bir iki tane yakın arkadaş edinebilirlerler fakat her zaman yabancıların yanında kendilerini gergin ve huzursuz hissederler. Bu durum söz konusu kişilerin tarikat gibi gruplara katılma ihtimallerini oldukça arttırır.

Bu hastalığa sahip kişiler ciddi olarak problemli olabilir ve şizofren hastalara benzetilebilir fakat genelde orta derecede garip davranışlar gösterirler, örneğin uzaylılar-büyüler-cinler gibi sıradışı inançlara sahiptirler. Fakat bu inançları o kadar güçlüdür ki normal ilişkiler geliştirmelerine engel olur. İnsanlara karşı her zaman güvensiz ve kuşkucudurlar.

Şizotipal kişiler kendilerini terkedilmiş ve yaşamdan dışlanmış olarak hissederler. Sürekli olarak hayatın anlamsızlığı ve ne kadar boş olduğu üzerine yorumlar yaparlar. Pek çoğu kendilerini ölü olarak görür ve yok olmaktan korkarlar. Bu kişiler kendilerini bedensiz, yabancı ruhlar olduklarına inanırlar.

Şizotipal kişiler başkaları ile ilişki kurmalarının başarısızlıkla sonuçlanacağını bilirler ve insanların arasında yerleri olmadığına inanarak kendilerini toplumdan soyutlarlar Başka insanlardan gelen yorumlar yaşamı diğer insanlar gibi algılamadılarını doğrular. İnsanlar ile ilişkilerini arttıracak ve kendilerini bu ilişkiler içinde iyi hissetmelerini sağlayacak bir onayı hemen hemen hiç alamazlar. Dolayısıyla kendilerini yok olmaktan korumak için olağan üstü güçleri olduğuna inanmaya ihtiyaç duyarlar.

-Belirtiler

1. Batıl inançalara sahip olmak yada paranormal (doğa üstü, açıklanamayan) olaylarla uğraşmak;
2. Özel güçleri olduğuna inanmak;
3. Başkalarını sihirli güçleri ile kontrol edebileceklerine inanmak;
4. Alakasız ve belirsiz konuşma şekli;
5. Kuşkucu olma ve paranoid tepkiler verme;
6. İnsanlarla ilişki kurmakta problem;
7. Sosyal ortamlarda huzursuzluk ve gerginlik hissetme


-Tedavi

Şizotipal hastalar çok ender olarak psikoloğa yada psikiyatriste tedavi olmaya gelirler. Genelde aile zoru yada başka etkenlerle terapiye başvururlar. Fakat bir kere tedaviye başladıktan sonra insan ilikilerini arttırabilmek adına genelde pozitif tepki verirler. Bu hastalar kendilerini izole etmeye çalışmazlar aksine sosyal baskılar ve başkalarının negatif yaklaşımları sonucunda insanlardan uzaklaşırlar. Dolayısıyla insanlarla iletişim kurabilecekleri ortamlarda bulunmaktan keyif alabilirler.

Kişilik hastalıklarında ilaç kullanımı hastalığın kendisini tedavi etmek için değil bazı semptomları (saldırganlık, depresyon gibi) ortadan kaldırmak için kullanılır. Dolayısıyla bazı hastalarda ilaç tedavisi uygulanabilir ama terapi her zaman daha öncelikli olarak tercih edilir. Hastalığı ilerlemiş kişilerin hastaneye yatırılması gerekebilir, böylece hasta doktorlar, hemşireler ve hastabakıcılar kanalı ile insanlarla ilişki kurarak korkularını yenmelerine yardımcı olunabilir.

Psikolog, psikiyatrist yada terapist bu kişilerin gerçek dışı inançlarına ve davranışlarına karşı daha gerçekçi alternatifler geliştirmelerinde yardımcı olabilir. Kendi garipliklerini görebilmeleri için davranışlarının video’ya çekilmesi ve gösterilmesi etkili metodlardan biridir. Ayrıca konuşma bozukluğunun çeşitli yöntemler ile giderilmesi kişinin iyileşmesinde önemli bir etkendir.

 
 
07-13-2006 11:22 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
  keremu
insancık
*


Bilgiler
Mesajlar: 1,980
Katılma Tarihi: Aug 2005
Rep Puanı: 20

Kişisel Bilgiler

Nerden :
Müzik Tarzı :
Cinsiyet :
Ruh Hali :




 
Çevrimdışı
 
 
Mesaj: #5
Grup B: Antisosyal Kişilik Bozukluğu
Bireyin başkalarının haklarına ve kurallarına sürekli olarak saygısızlık etmesi, saldırıda bulunması.

Grup B : -Antisosyal Kişilik Bozukluğu

-Nedir?

Bireyin başkalarının haklarına ve kurallarına sürekli olarak saygısızlık etmesi, saldırıda bulunması ve buna bağlı olarak gelişen davranışlara verilen isimdir. Genelde erkekler arasında daha fazla görülür. Pek çok araştırmacı antisosyal kişilik bozukluğunu ve sosyopat kişiliğini aynı anlamda kullanırlar, aralarında ki fark bütün sosyopatların antisosyal kişiliği olduğu, fakat her antisosyal kişinin sosyopat olmayacağı gerçeğidir. Araştırmalar bu hastalığın temelinde genetik etkenler olduğunu göstermektedir. Fakat aynı zamanda sürekli uyuşturucu kullanımı ve kötü aile ortamı (karışık, ihmalkar, sert ve saldırgan aileler) bu hastalığın oluşması riskini arttırmaktadır.

Antisosyal kişilik bozukluğu insanlara bağlanma konusunda başarısızlık yaşamak demektir. Başka insanlar sadece sağladıkları fayda için gereklidir. Antisosyal kişiler genelde hastalıkları olduğuna inanmaz ve sorunun ya başka insanların kendisini kabul etmeyi becerememelerinde yada başkalarının özgürlüğünü kıstılamayı istiyor olmalarında yatar.

Sadece kendilerine inanırlar ve çevrelerinde zarar verecek yada küçümseyecek kimse olmadığında en rahat hissederler. Dünyayı tehlike ve hayal kırıklığı ile dolu bir yer olarak görürler. Dolayısıyla sürekli kötü niyetli ve acımasız insanların kendisini kullanmasına, suistimal etmesine ve elindeki her şeyi alıp yoksun bırakmasına karşı korunmak zorunda hisseder. Diğer insanları hep kontrol etmeye çalışan ve zarar vermek isteyen varlıklar olarak görür. Antisosyal kişilik bozukluğu olan insanlar başka insanların elinde ki gücü alması gerektiğine inanır böylece hiç kimse bu gücü kendisine zarar vermek için kullanamaz. Diğer taraftan yönetici olmayan yada kontrol etmeyen insanları kullanılmaya açık, zayıf ve savunmasız olarak düşünürler.

Eğer antisosyal kişilik problemleriniz varsa başkaları sizi duygusal olarak soğuk ve duyarsız olarak görürler. Belki cazibeli görünebilirsiniz ama insanlar sizin bencil ve hesapçı olduğunuzu, içten olmadığınızı düşünürler. Ek olarak siz başka insanlara sadece size verdikleri yada kazandırdıkları için değer verirsiniz. Yaşamak için başkalarını manipüle etmek, aldatmak ve gereken her şeyi yapmak sizin için çok normaldir. Sonuç olarak antisosyal kişiler şüpheli ve hatta kanunlara aykırı davranışlarda bulunurlar, çünkü kuralların kendileri için geçerli olmadığına inanırlar.

Antisosyal kişiler genelde diğer insanları tehditlerle yada saldırgan yaklaşımlarla korkuturlar. Bağımsız olmaları kendilerine aşırı güven duymalarından ziyade başkalarına güvensizlikten kaynaklanır. Her hangi bir baskı, otorite karşısında (patron, polis yada benzeri kişiler) yada finansal problemler (vergi yada borçlar) karşısında öfkelenirler. Genelde başkalarına verdikleri zarar karşısında duygusuz ve umursamazdırlar. Bu acımasızlık insanlarla ve hatta sevdiklerini söyledikleri kişilerle olan ilişkilerinde bile esası oluşturur.

Eğer antisosyal kişiliğiniz var ise zayıf olmaktan yada kurban olmaktan korkuyor olabilirsiniz. Dolayısıyla çevrenizdeki kişilere üstünlüğünüzü ıspatlama ihtiyacı duyarsınız. Sizi kullandığını düşündüğünüz ve hatta sömürdüğüne inandığınız bir insana karşı kendinizi korumak için zalim ve insafsız olursunuz. İlişkilerinizde sadık kalmak, duyarlı olmak ve dürüst olmak konusunda zorluk yaşarsınız. Bu kişiler genelde dikkatsiz ve atılgandır; örneğin tehlikeli araba kullanmak gibi riskli işlere girişirler. Umursamazlığın bir sebebi içindeki boşluk hissini yok edebilmek için heyecan ve adrenalin arttırıcı aktivitelere ihtiyaç duyuyor olmasıdır.

-Belirtiler

1. Düşünmeden ani hareketler ve doğabilecek sonuçlara karşı umursamazlık
2. Kişisel çıkar yada zevk için yalan söyleme, aldatma ve kanunsuz işler yapmak
3. Başkalarının duygularını umursamamak, empati yapmamak
4. Sinirlilik, saldırganlık ve şiddet uygulamak
5. Güvenlik yada sorumluluk üstlenmek gibi konulara tamamiyle kayıtsız kalmak
6. Acıma duygusunun olmaması


-Tedavisi

Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler genelde çevrelerinde ki kişilerin zoru ile psikologa yada psikiyatriste gelirler. Eğer kişi sorunlarının nedenini başkalarında görmeye devam ederse ve sorumluluk almayı reddederse tedavinin süresi uzayabilir. Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kökleşmiş davranış şekillerine, yaklaşımlara, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kişinin kapasitesine bakılması gerekir.

Bu hastalarda dikkat edilmesi gereken en önemli etken uyuşturucu ve alkol kullanımıdır. Bazı durumlarda madde bağımlılığı ve kullanımı kişilerin antisosyal davranışlar geliştirmelerinde temel etken olabilir. Bu durumda kişinin madde bağımlılığını bırakması kişinin iyileşmesinde önemli bir adım olabilir.

Antisosyal davranış bozukluğunda kullanılabilecek her hangi bir ilaç bulunmamaktadır. Fakat bazı semptomlar ve davranışlar için doktor gözetiminde ilaç kullanımı önerilebilir. Örneğin saldırgan davranışlar için antidepresan kullanımı gibi. Fakat hatırlatmak gerek, antisosyal kişiler ilaç kullanımına sıcak bakmayabilir ve ilaç almayı reddedebilirler.

 
 
07-13-2006 11:25 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
  keremu
insancık
*


Bilgiler
Mesajlar: 1,980
Katılma Tarihi: Aug 2005
Rep Puanı: 20

Kişisel Bilgiler

Nerden :
Müzik Tarzı :
Cinsiyet :
Ruh Hali :




 
Çevrimdışı
 
 
Mesaj: #6
Grup B: Borderline Kişilik Bozukluğu
Duygularda, insan ilişkilerinde, davranışlarda dengesizlik ve aşırı kaybetme korkusu.

Grup B : -Borderline Kişilik Bozukluğu

-Nedir?

Borderline kişilik genelde çocuklukta yaşanılan önemli bir kayıp, anne-baba ile olan bağın dengesiz olması, travma, kötü muamele yada duygusal olarak yoksun kalmak gibi tecrübelere dayanmaktadır. Oldukça yaygın görülen bir hastalıktır, toplumun yüzde 2 yada 3 ünün sahip olduğu tahmin edilmektedir.

Eğer Borderline Kişilik Bozukluğunuz varsa, sürekli olarak terkedilme duygusunun yarattığı panik ile mücadele ediyorsunuz demektir. Genel olarak davranışlarınız değişken ve ani hareketlerden oluşur. Duygularınız sürekli değişir, insanlarla olan ilişkileriniz ise yoğun ve fırtınalıdır.

Büyük ihtimalle, değer verdiğiniz insanlara tutunmak için çılgınca bir çaba sarfederken bir yandan da kaybetme korkusundan kaçınmak için önemsizleştirmeye çalışırsınız. Yalnızlık duygularını uzaklaştırmak için çevrenizi insanlar ile doldurursunuz, hatta sevmediğiniz yada anlaşamadığınız insanları bile kabul edersiniz. İnsanlar ile olan ilişkilerinizde strese yol açan olaylar, örneğin maddi zorluklar, ilişkide yaşanan problemler vs genelde hastalığı daha da kötüleştirir.

Borderline kişiliğe sahip kişilerin kendine güven duyguları çok kırılgan olduğu için insanlar tarafından kabul edilmeye yada reddedilmeye karşı aşırı derecede hassastırlar. Eğer bu hastalığa sahipseniz, bir ilişkiniz olsa bile kendinizi dışlanmış ve yalnız hissedersiniz. Olası bir kayıp, ayrılık yada terkedilme ihtimali karşısında kendinizi tehdit altında hissederseniz ve genelde hiddet, aşırı öfke, aşağılama yada sözlü saldırılar ile tepki verirsiniz. Borderline kişiliğe sahip insanların duygularını kontrol etmekte zorlandıkları yaygın olarak bilinmektedir. Ayrıca bazı durumlarda yalnızlık ve terkedilmişlik duygularından kurtulmak için alkol, uyuşturucu, yeme bozuklukları, kendine zarar vermek yada intihara teşebbüs etmek gibi davranışlar görülebilir

-Belirtiler

1. İdealleştirme ile aşağılama arasında sürekli değişen bir ilişki
2. Tehlikeli boyutlarda kendine güven eksikliği ve dengesizlik
3. Ruh halinde sürekli ve büyük değişimler.
4. Aşırı ve yoğun öfke
5. Kızgın ve saldırgan patlamalar
6. Ayrılıkta yada kayıp anında panik duygusu
7. Sürekli olarak kendini boş hissetme.


-Tedavi

Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

Örneğin, uzun vadeli psikoterapi Borderline kişiliği olanlar için oldukça etkili olabilir. Fakat ilişkilerde yaşadıkları problemleri düşünürsek, terapi sürecinin oldukça değişken olduğunu ve sabit bir iyileşme eğrisi çizmediklerini belirtmek gerekir. Terapi sırasında devamlı değişen duygulara, aşırı ilgi ihtiyacına ve sürekli tekrarlanan krizlere terapistin dayanması gerekir. Her şey yolunda gitse ve terapist her şeyi doğru yapsa bile, Borderline kişilik bir süre sonra terapiyi ve terapisti aşağılamaya başlayacak ve kızgınlıkla aniden tedaviyi sonlandıracaktır. Bir kaç ay sonra yeniden terapiye dönmesi ile aynı süreçler yeniden yaşanacak ve bu şartlar altında tedavi en azından 2-5 yıl arasında sürecektir.

Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir. Bu durumda hastanın kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir. Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.

Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir. Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte hasta karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor. Tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor. Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.

 
 
07-13-2006 11:29 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
  keremu
insancık
*


Bilgiler
Mesajlar: 1,980
Katılma Tarihi: Aug 2005
Rep Puanı: 20

Kişisel Bilgiler

Nerden :
Müzik Tarzı :
Cinsiyet :
Ruh Hali :




 
Çevrimdışı
 
 
Mesaj: #7
Grup B: Narsistik Kişilik Bozukluğu
Kendini mükemmel görmek, başkalarını düşünmemek ve yargılanmaktan korkmak.

Grup B : -Narsistik Kişilik Bozukluğu

-Nedir?

Narsistik kişilik bozukluğu kendini mükemmel görmek, başkalarını düşünmemek ve başkaları tarafından yargılanmaya aşırı hassasiyet olarak tanımlanabilir. Sadece kendini düşünmek ve davranışlarının başkalarına olan etkisini umursamamak bu kişilerin en temel özellikleridir.

Narsistik kişiler genelde ilgi odağı olmayı, dikkat çekmeyi ve olayları control etmeyi isterler. Başkalarının hayranlığını ve sevgisini kazanmayı şiddetle arzularlar. Kendileri hakkında mükemmelliyetçidirler. Dikkati üzerlerine toplamak için tiyatromsu krizler yaratabilirler. Bu kişiler herkesin ve herşeyin kendilerine bağlı olması gerektiğine inanırlar.

Narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler mükemmele ulaşmak için aşırı derecede çaba sarfederler. Birisi kendilerini yada yaptıkları işi eleştirdiğinde büyük bir öfke ile tepki verirler ve saldırganlık gösterebilirler.

Diğer taraftan bazı Narsistik kişiler ihtiyaçları olan tüm ilgi ve dikkati çekmelerine yetecek kadar yetenekli ve başarılı olabilirler. Böylece her hangi bir problem yaşamazlar ve gayet sağlıklı görünebilirler. Bu durumda bile hala kendilerinden bekledikleri normal üstü beklentileri nedeniyle tam olarak tatmin olmayabilirler.

Narsistik kişiler genelde kendi değerlerini fazlası ile abartırlar. Sürekli olarak yeteneklerini olduğundan fazla gösterirler, ukala, gösteriş meraklısı ve kendini beğenmiş görünürler. Kendilerinin herkesten daha üstün olduğuna inanırlar. Bu şekilde düşündükleri sürece kendilerini güvende ve mutlu hissedebilirler. Kişiliklerinin olumsuz taraflarını genelde inkar ederler yada mantıklı açıklamalar getirirler. Fakat kişi eğer önemli başarılara imza atamaz ise büyük bir ikilem yaşamaya başlarlar. Bunun sonucunda kendilerini sahtekar, boş ve mutsuz hissederler.

Bu kişiler duygusal olarak uç noktalarda yaşarlar; dolayısıyla ya kendilerini mükemmel görürler ya da utanç içinde kahrolurlar. Başka insanların onaylaması ile kendilerini mükemmel hissederler, gururlu, kibirli ve mağrur olurlar, kendi kendilerine yetebilirler. Başkalarının onayı olmaz ise yada kesilirse birden kendilerini aşağı hissederler, çirkin olduklarını düşünürler, kıskançlık ve haset duyarlar ve kendilerine olan tüm güvenlerini yitirirler.

Narsistik kişiler başkaları ile işbirliği yapmakta zorlanırlar çünkü dikkatleri hep kendi üzerlerinde olur. Yaptıkları her işte insanların hayranlığını kazanmaya ve mükemmelliklerini ve üstünlüklerini ıspatlamaya çalışırlar. Başka insanların duygularını yada ne yaşadığını algılayamazlar. Empati yapamazlar ve ender olarak bir insana duygusal olarak bağlanabilirler. Eğer başkalarının ihtiyaçlarını sezebilirlerse bunu o kişilerin zayıflıkları olarak değerlendirirler.

Narsistik kişiler başkalarının kendi rahatları ve mutlulukları için başka insanların isteklerinden vazgeçmeleri gerektiğine inanırlar. Sadece bir şeyi istiyor olmaları elde etmek için yeterli bir nedendir. Başkalarından özel muamele görmeyi hakettiklerine inanırlar. Bu insanlar genelde başkalarına haset ederler ve diğer insanlarında sürekli kendisini kıskandığını düşünür. Başka insanların sahip oldukları değerleri ve başarıları kıskanır.

Bu kişiler çoğunlukla başkalarının kendilerini nasıl algıladıklarına dikkat ederler, dolayısıyla değerli, üstün saydıları, özel yada yüksek statüye sahip insanlar ile olarak kendi değerini arttırmaya çalışırlar.

Narsistik kişilerin başkaları ile olan ilişkileri sorunludur çünkü aşırı ilgi ihtiyaçları ve başkalarının duygu ve düşüncelerini umursamamaları yüzünden insanlar uzaklaşırlar. Sosyal olarak aktif, keyifli ve cazip olabilirler fakat insanlara karşı sorumsuz ve kibirlidirler.

Özel ilişkilerinde narsistik kişiler eşlerinden karşılıksız sevgi ve ilgi isterler buna karşılık hiç bir sorumluluk almazlar. Bu kişilerin bir ilişkiye girmesinin iki nedeni vardır; ya arzu ettikleri bir noktaya ulaşmak (mevki, para, pozisyon vs) yada mükemmelliklerini sürekli onaylayıp destekleyecek birine duydukları ihtiyaç. Narsistik kişiler ile birlikte olan insanlar çoğunlukla daha once Narsistik bir anne yada babaya sahip olmuş kişilerdir, öyle ki çocukluklarında sömürünün ve ilgisizliğin sevgi olduğunu öğrenmişlerdir. Dolayısıyla Narsistik bir eş ile birlikte olduklarında kendi haklarını aramayı düşünmezler ve ilişkilerinde kalarak eşlerinin kendilerini hiç bir karşılık vermeden kullanmalarına izin verirler.

Narsist kişiler toplumsal sorumlulukların kendileri için geçerli olduğuna inanmazlar. Karşılığında hiç bir şey vermeden başkalarının kendilerine hizmet etmesini beklerler. İstekleri olmadığında sözlü saldırılar, sinir krizleri, duygusal, fiziksel yada cinsel taciz ile tepki verebilirler. Birisi çıkıp bencil ve sömürgen yapılarını yüzlerine vurmaya kalkarsa aşağılayıcı ve saldırgan olabilirler.

Mükemmel olduklarına dair inancı koruyabilmek için her tür davranışı gösterebilirler; değerlerini değiştirebilir, yalan söylemek, aldatmak, inkar etmek ve hatta gerekirse suç işlemek.

Tam olarak hastalığın sebebi bilinmiyor ama bazı araştırmacılar çocuklukta yaşanılan tecrübeler ile bağlantılı olduğunu öne sürmüştür. Hastalık genelde ergenlik çağının başında ortaya çıkmaya başlamaktadır.

-Belirtiler

1. Kritize edilmeye karşı öfke, utanç ve aşağılanma hissi duyar
2. Kendi çıkarları için başkalarını kullanır
3. Sadece kendini düşünmek
4. Yeteneklerini ve başarılarını abartır
5. Başarı, güç, güzellik, zeka yada ideal aşk ile ilgili fantaziler kurar
6. Başkalarının kendisine farklı davranması gerektiğine dair beklentiler
7. Sürekli insanların dikkatinin ve beğenisinin üzerinde olmasını beklemek
8. Başkalarını kıskanmak ve haset etmek
9. Aşırı gurur ve mükemmel olduklarına dair inanç
10. Suçunu kabul etmez yada eleştiriyi kaldıramaz
11. Fedakarlık yada iyilik yapmaz ama gösteriş amacı ile küçük davranışlarda bulunabilir
12. Empati yapamaz
13. Herşeye hakkı olduğuna inanır
14. Yüzeysellik
15. Sürekli şöhret, zenginlik ve başarı hayalleri kurar
16. Dikkat çekmek, ilgi odağı olmak ve övülmek arzusu


-Tedavi

Narsistik kişiler genelde psikoloğa yada psikiyatriste kişilik problemleri dışında başka sorunlar için gelirler. Genelde başka insanlar ile yaşadıkları problemleri kendi davranışlarının bir sonucu olarak düşünmezler aksine dış etkenlerin yada o insanların hataları sonucu olduğuna inanırlar. Bu kişiler çoğunlukla duygusal problemlere tahammül edemezler ve depresyon yaşadıklarında terapiye gelirler. Çoğunlukla gerçekler ile hayalleri arasında fark olduğunu gördüklerinde yada mükemmel olduklarına dair inançlarını sarsacak bir kriz yaşadıklarında (eşlerinin terketmesi, iş kaybı gibi) depresyona girerler.

Terapiye girmek genelde bu kişiler için zor olabilir çünkü yardıma ihtiyaçları olduğu fikri onlar için aşağılayıcı bir olaydır. Fakat ciddi bir kriz yaşıyorlarsa, kendilerine olan güvenlerini kazanmak, mükemmel oldukları inancına ve fantazilerine yeniden kavuşmak için tedaviye gelebilirler. Kendileri hakkındaki düşünceleri, geçmişleri, şu anki durumları ve tedavinin ne için gerektiği konusunda ki fikirleri itibarlarını yükseltme arzusu ile çarpıtılmıştır. Dolayısıyla gerçeklere dayalı yorumları redderler ve yeterince egoları beslenmezse terapiyi bırakabilirler. Dolayısıyla belli bir ölçüye kadar kişinin gururunun okşanması tedavinin devamını sağlamak açısından önemli olabilir.

Psikoterapi başkaları ile ilişkilerinde daha pozitif ve faydalı şekillerde davranmayı öğrenmesi, kendisi ve başkaları hakkında daha gerçekçi düşünceler geliştirmesi açısından faydalı olabilir, fakat doktorun hasta ile oldukça dengeli bir iletişim geliştirmesi çok önemlidir.

 
 
07-13-2006 11:30 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
  keremu
insancık
*


Bilgiler
Mesajlar: 1,980
Katılma Tarihi: Aug 2005
Rep Puanı: 20

Kişisel Bilgiler

Nerden :
Müzik Tarzı :
Cinsiyet :
Ruh Hali :




 
Çevrimdışı
 
 
Mesaj: #8
Grup B: Histerionik Kişilik Bozukluğu
Gösterişli, oyuncu, dikkat çekmeye çalışan ve sadece kendilerini düşünen.

Grup B : -Histerionik Kişilik Bozukluğu

-Nedir?

Gösterişli, oyuncu, dikkat çekmeye çalışan ve sadece kendilerini düşünen kişiler bu gruba girer. Genelde yaygın olarak ve yanlış bir yargı ile kadınlara yönelik olduğu düşünülür. Fakat araştırmalar Histerionik kişilik bozukluğunun eşit olarak erkeklerde de var olduğunu göstermektedir.

Bu psikolojik rahatsızlığa sahip kişiler genelde Individuals with histrionic personality disorders generally have çalkantılı ve tatmin olamadıkları ilişkiler yaşarlar. Pek çok kişi çocukken dolaylı, baştan çıkarıcı ve manipule etmeye yönelik davranışları iletişim kurma yolu olarak öğrenir. Eğer bu hastalığa sahipseniz, yüksek ihtimalle insanları size çeken cazibeli, baştan çıkarıcı, girişken ve aşırıya kaçan bir karakteriniz vardır.

Genel olarak görünümünüz canlıdır ve zaman zaman sıradan duyguları biraz daha abartılı ve renkli olarak gösterirsiniz: örneğin sıcaklık şehvete, kızgınlık öfkeye, üzüntü kedere ve hayal kırıklığı trajediye dönüşür. Çoğunlukla flört eden bir tarza sahipsinizdir.

Her ne kadar Histerionik kişilik özellikleri başkalarına çekici gelsede kişi kendisini sahtekar olarak görür ve oynadığı rol kendisine yüzeysel, sahte ve utanç verici gelir. Gösterişli görünümün altında genelde derin duygusal boşluk ve açlık yatar. Sürekli olarak başkalarının dikkatini üzerinde toplayamamak ve başkalarının onayını alamamak kişinin mutsuz olmasına ve tükenmesine yol açar.

Histerionik kişilik bozukluğuna sahip insanlar çoğu zaman ilginin merkezi olma, sürekli iltifat edilmesi, övülme, fiziksel olarak sürekli çekici olma arzuları içinde hapis kalmış hissederler. Çok uzun bir zaman giyinmek ve süslenmek için kullanılır. Aynı zamanda kişi kendisini bir sahtekar olarak gördüğü için oyunun anlaşılmasından korkar.

Bu probleme sahip bireyler kolayca sinirlenir, arzularını geciktirmekte ve sabırlı olmakta çok zorlanırlar. Genelde Histerionik kişilik bozukluğu olan insanlar içsel boşluklarını gidermek ve sorunlarını çözmek için başka insanlara, özellikle güçlü ve idareci kişilere yaklaşırlar.

-Belirtiler

1. Kaçınılmaz bir boşluk hissi ve çaresizlik
2. Başkalarının dikkatini çekmek ve onaylanmak için fiziksel görünüme ve baştan çıkarıcı davranışlara eğilim
3. Sürekli olarak ilginin merkezi olma ihtiyacı
4. Ani değişimler ve nisbeten yüzeysel ifade şekli
5. Gösterişli olmaya, oyunculuğa ve acındırıcı davranışlara eğilim
6. Başkalarının etkisine fazlası ile açık olma ve kendi değerini diğer insanların yaklaşımlarına göre ölçme.


-Tedavi

Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Psikolojik yada psikiyatrik tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir. Bu durumda kişinin kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir. Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.

Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir. Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte kişi karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor. Bir psikolog yada psikiyatrist tarafından tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor. Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.

 
 
07-13-2006 11:32 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
  keremu
insancık
*


Bilgiler
Mesajlar: 1,980
Katılma Tarihi: Aug 2005
Rep Puanı: 20

Kişisel Bilgiler

Nerden :
Müzik Tarzı :
Cinsiyet :
Ruh Hali :




 
Çevrimdışı
 
 
Mesaj: #9
Grup C: Çekingen Kişilik Bozukluğu
Sosyal ortamlarda rahatsızlık, yargılanmaktan korkam ve aşırı çekingenlik.

Grup C : -Çekingen Kişilik Bozukluğu

-Nedir?

Çekingen kişilik bozukluğu sosyal ortamlarda rahatsızlık hissetmek, başkalarının kendisini yargılaması ve çocukluktan itibaren süregelen çekingenlik olarak kendini gösterir. Ayrıca aşırı derecede utangaçlık olarak ortaya çıkar. Bu psikolojik rahatsızlığa sahip insanlar kendilerini küçük görür ve başkalarının fikirlerine aşırı derecede önem verir. Hastalığın özellikleri arasında kendini yetersiz görmek, eleştiriye yada kritize edilmeye karşı aşırı derecede hassas olmak ve sosyal ortamlarda bulunmaktan korkmak sayılabilir.

Çekingen kişiliğe sahip insanlar ancak yargılanmayacaklarına inandıkları takdirde başkaları ile iletişim kurabilirler. Sürekli olarak kendi hatalarına ve eksikliklerine yoğunlaşırlar. Bu kişiler sosyalleşmek ve başka insanlar ile iletişim kurmak isterler fakat acı çekmekten, reddedilmekten ve başarısız olmaktan korkarlar. Yargılanmak ve kaybetmek o kadar acı vericidir ki bir ilişkiye girerek risk almaktansa tamamiyle yalnız kalmayı tercih ederler.

Çekingen kişilik bozukluğunun sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar kişinin yetiştirilme şekli ile alakalı olduğunu iddia etmektedir. Örneğin ailesi, kardeşleri yada arkadaşları tarafından sürekli eleştirilen ve reddedilmek kişinin kendisini değersiz olduğunu düşünmeye itmiş ve herkesin aynı şekilde davranacağını düşünmesini sağlamış olabilir.

Bu kişiler çoğunlukla kendi değerlerini farketmezler, aksine itici ve kişilik olarak yetersiz olduklarına inanırlar. Kendilerini istenmeyen kişiler olarak görürler, toplumdan soyutlanmış, yalnız ve mutsuzdurlar.

Çekingen kişiler dünyayı düşmanca, soğuk ve aşağılayıcı bir yer olarak görür. İnsanlar her an kritize etmeye, eleştirmeye, küçük görmeye ve umursamaz davranmaya hazır gibi algılanır. Dolayısıyla bu kişiler en ufak bir eleştiri karşısında bile büyük acı duyarlar. Korkuları öyle bir boyuta varır ki, en önemsiz olayda bile başkalarının kendisini küçük düşüreceğine ve ne yaparsa yapsın insanların hep kendisinde hata bulacağına inanır.

-Belirtileri

1. Kritize edilmekten ve kınanmaktan dolayı büyük acı çekerler
2. Yakın hiç bir arkadaşları yoktur
3. İnsanlarla ilişki kurmaktan kaçınırlar
4. Başkaları ile iletişim gerektiren aktivitelerden ve görevlerden uzak dururlar
5. Yanlış yapma korkusundan dolayı sosyal ortamlarda utangaçlık
6. Olası zorlukların abartılması
7. Kendine güven eksikliği ve yetersizlik hissi


-Tedavi

Zaman zaman bu hastalar psikoloğa yada psikiyatriste başvurarak terapiye kendi başlarına başvurabilirler, fakat bu durumlarda korkuları öylesine yüksek boyuttadır ki terapi sırasında en ufak bir zorluk ile karşılaştıklarında geri çekilmeye kalkabilirler. Pozitif yorumlara ve nazik yaklaşımlara cevap verebilirler ama en ufak eleştiri bu kişiler için dayanılmaz olur. Doktor ve hasta arasında pozitif bir ilişki kurulabilirse, kişi kendisine sorun yaratan bazı savunma mekanizmalarından vazgeçebilir. Dolayısıyla terapi oldukça faydalı olabilir. Bu kişiler genelde belli bir dereceye kadar insanlarla iletişim kurma yeteneğine sahiptir, terapi ile bu yetenekleri geliştirilebilir. Her hangi bir yardım alınmaz ise bu kişiler yaşamdan tamamiyle kendilerini soyutlayabilir ve tamamiyle izole olabilirler.

İlaç kullanımı bu hastalarda fazla önerilmez, aksine psikoterapinin daha faydalı olduğu görülmüştür. Bu hastalarda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta kişi ile terapist arasında güven ilişkisinin kurulmasıdır, böylece hastanın zamanından once terapiyi bırakması önlenmiş olur.

 
 
07-13-2006 11:33 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
  keremu
insancık
*


Bilgiler
Mesajlar: 1,980
Katılma Tarihi: Aug 2005
Rep Puanı: 20

Kişisel Bilgiler

Nerden :
Müzik Tarzı :
Cinsiyet :
Ruh Hali :




 
Çevrimdışı
 
 
Mesaj: #10
Grup C: Bağımlı Kişilik Bozukluğu
Başka birinin desteği yada yardımı olmadan hiç bir şey yapamama.

Grup C : -Bağımlı Kişilik Bozukluğu<