Kırkpınar’ı Kırkpınar yapan yiğitler.

Süleyman Paşa, 1346 yılında Bizanslılar’a ait Domuzhisar ı ele geçirir.

Cumhuriyetin ilanından sonra güreşler Edirne’nin Sarayiçi bölgesinde yapılmaktadır.

40 kişilik bu özel birlik kutlama ve antreman yapmak için bir birleri ile eşleşerek güreş yapmaya başlarlar. Saatler süren güreşler sonunda, Ali ile Selim kardeş yenişemezler.Ahıköy çayırında iki kardeş yeniden güreşe tutuşur. Geceye kadar süren güreş mum ve fener ışıkları ile devam eder. Solukları kesilip, ikiside yere yığılınca güreş biter. İki kardeş pehlivan birlikte can verir.

İki pehlivan incir ağacının altına gömülür. Yıllar sonra,burada gür bir pınar görülür. Halk,burada yatanların anısına bu yöreye Kırkpınar adını verir.Bu efsanenin anısına 658 yıldır ( 2019 ) Kırkpınar yağlı güreşleri büyük bir coşku ile devam etmektedir. Yurdumuzun en önemli pehlivanları, altın kemeri alıp, Ali ve Selim pehlivanların anısını yaşatmak için pehlivan okşaması ile ter dökmektedir.

Atatürk, sporlar arasında en çok güreşi severdi. Bu nedenledir ki, onun güreşle ilgili anıları hem çoktur, hem de ilginçtir.

Kırkpınar Yağlı Güreşleri günümüzde ise bir haftaya yayılır. Önce eğlence, sonrasında ise yağlı güreş yarışmaları yapılır. Belediye ile Güreş Federasyonu’nun ortaklaşa düzenlediği ve en büyük giderleri Ağalık tarafından karşılanan masrafların diğer kısmını ise Belediye karşılamaktadır. Peşrevde üç kez ileri, üç kez de geri gidişten sonra yere sol diz ile çökülerek önce sağ el yere, dize, dudağa ve alına üç defa değdirilir. Bu merasim bittikten sonra tekrar sıçrayarak arada sırada “Hayda bre pehlivan” diye bağırılır. Karşılıklı gidiş ve gelişten sonra hasmın paçaları yoklanır ve sırtı sıvazlanır, enseler bağlanır, eller tutuşur ve birkaç defa sallanılır, güreşe böylece girilmiş olur.

“Aslanlar gibi kapışın ya Muhammet ya Ali, pehlivanlar piri Hz.Hamza Veli, Dellal çıksın aradan. hepinize kuvvet versin yaradan”

( Cazgır Sadık Hoca )