Amerika’lı Psikolog John Watson, Pavlov’un köpeklerle ilgili yaptığı “klasik şartlanma” deneylerini, küçük “bebek Albert”  ile yapması unutulmayacak trajediye yol açtı. İçiniz yanacak !

Ivan Pavlov harika bir araştırmacıydı ; köpeklerin beslenmeden önce zil sesi çıkarıldığında salya akıttıklarını ve uyarıcı tepki verdiklerini keşfettiği deneyi ile klasik şartlanma ilkelerini belirledi. Psikolog Watson, Baltimore’daki John Hopkins Üniversitesinde araştırmacıydı. klasik şartlanmanın”  insanlar üzerinde uygulanabilirliğini kanıtlamak istedi. Aynı zamanda “korku, doğuştan gelen bir dürtü mü yoksa sonradan kazanılan bir refleks mi ?” hakkında kesin kanıtlar elde edebileceği deneyler yapmak istiyordu.

Bu sebepler ile ünlü davranış psikoloğu John B. Watson ve öğrencisi Rosaline Taylor birlikte  psikoloji literatüründe önemli yere sahip “Küçük Albert Deneyi” ni yapmaya karar verdiler. Deney için gerekli bebeği hastane kreşinde aramaya başladılar. Sonunda hastanede süt anneliği yapan Arvilla Meritte dokuz aylık bebeği “Albert“in deneyde kullanılması teklifini, paraya olan ihtiyacından dolayı kabul etti. Ancak deneyin detayları hakkında bilgi sahibi değildi.

Bilim dünyasının en korkunç deneyi başlıyor ; Sadece bir bez yatak serilmiş oda hazırladılar. Odada başka hiç bir eşya yoktu. Watson ve Asistanı, Albert’i yerde ki yatağın üzerine oturtup yanına beyaz bir laboratuvar faresi bıraktılar ve odadan çıktılar. Albert fareden korkmadığı gibi ona dokunmak, onu yakalamak isteyip gülümsemeye başladı.

Daha sonra Albert’e, maymun, tavşan, yanan kağıt parçaları ve maskeler gösterildi. Bu nesnelere hiç bir heyecan duymadı. Korkmadan, hissiz bir şekilde karşılık verdi. Korkunç deneyin ikinci bölümü başlıyor ; Albert fareye her dokunduğunda, arkasında ki psikolog çekici bir metal çubuğa vurarak rahatsız edici ses çıkarıyordu. Sesten korkan Albert birden ağlamaya başlıyordu. Ses susunca fare ile oynamaya devam ediyordu. Fareye dokunduğu anda rahatsız edici ses tekrar yapılıyordu.

Bu tekrarlardan bir zaman sonra çocuk beyaz fareyi tek başına gördüğünde ağlamaya başlıyordu. Deneyin bu aşamasında Albert beyaz fareye karşı koşullandırıldı ve ondan korkar hale getirildi. Artık yeni koşullandırmalara geçilebilirdi !. Köpek, tavşan, kürk manto, maskeler ile koşullandırıyorlardı.

Son aşamayı bir adım daha ileri taşıdılar ; Büyük beyaz tüylü ve sakallı kostümler giyip odaya girdiler. Albert, artık tüylü beyaz nesne gördüğünde ses olmasada ondan korkuyor, ağlıyor ve kaçmaya çalışıyordu. Zavallı Albert‘in hafızasına koşullandırma sonunda korku yerleştirildi. Bebeğin sakinliği kayboldu ve sürekli endişeli davranışlar sergilemeye başladı.

Küçük Albert Deneyi Sonucu” ; 1920’lerde  bilim insanları, psikoloji tarihinde ki en korkunç ve ünlü deneyi yaparak, “koşullu korku” yu kanıtlamışlardır. Ancak sekiz aylık bir bebeğe yapılan “korkutucu koşullandırma”yı geri almadıkları için büyük tepki çekmişlerdir.

Annesi deneyin detaylarını öğrendiğinde küçük Albert’i alıp kaçmıştır. Malesef küçük bebeğin hikayesi acıklı bitmiştir. Küçük Albert, yedi yaşına kadar “tüylü ve beyaz nesnelere karşı korku duyan sağlıksız bir kişiliğe sahip olarak yaşamını sürdürdü“. Yedi yaşına giremeden “beyinde su toplanması” hastalığı sebebi ile hayata gözlerini yumdu.

Arkasında ise şu önemli soruyu bıraktı. Bilim için her şey mübahmıdır ?

………………….  * ……………….