300 bin askerini kaybeden, bir çok gemisi Çanakkale’nin sularına gömülen ve bu ağır hezimet ile geldikleri gibi geri giden itilaf kuvvetleri komutanı General Hamilton; “Bizi,atacak barutu dahi kalmayan Türkler’in maddi gücü değil,manevi gücü mağlup etmiştir”itirafını yapmıştır.

Türkler,Çanakkale’de vatan savunması için eli silah tutan insanları ile toplu müdafa yapmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu1875 yılında, borçlu olduğu Avrupa ülkelerine borçlarını ödeyemeyeceğini dolayısı ile iflasını belirtti. Artık tüm devlet gelirleri,devletin borçlarını ödemeye yetmiyordu.Osmanlı kamu borç yönetim kurumu, Avrupa güçleri tarafından yönetilmeye başladı.Kapitülasyonlar Osmanlı İmparatorluğu’nu boğazlamaya başlamıştı.

Ocak 1919’da General Allenby’i bekleyen İstanbul’un işgal ordusu’ndan oluşan bir birlik

Bu büyük problemler gölgesinde Osmanlı, birinci dünya savaşına katıldı.Birde kaybeden tarafta yer alınca, Avrupa’lılar,Osmanlı’nın nefes yollarının hemen hemen hepsini tıkadılar.Birinci dünya savaşı galip ülkeleri, bu başarılarını bir ateşkes anlaşması ile ödüllendirme zamanının geldiğine karar verdiler.

İstanbul işgal ordusu’nun İngiliz birliklerinin General Allenby’i karşılamaları 1919.

Peygamber methine mazhar olarak büyük emekler ve fedakarlıklar ile fetih edilmiş olan Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul, Avrupa’lı savaş galibi ülke askerlerinin çizmeleri altında inim inim inlemeye başladı.

İngiliz birlikleri, 1922’de Pera’dan Taksim’e yürüyor

Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa’lı galip ülkeler arasında, Kasım 1918 yılında Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda, Agamemnon zırhlısında “Mondros Mütarekesi” imzalandı. Böylece Osmanlı Devleti fiilen sona erdi.Her karış toprağının galip ülkeler tarafından istilasının önü açıldı.

İngilizler “Agamemnon Truvayı bir kez daha fethetti” diyerek bu zaferlerini halka duyurdular

“Bu coğrafya’ya lâyık bir ulus olduğumuzu kanıtlayamazsak; Kara gözümüzün hatırı için, bizi bu coğrafya’da yaşatmazlar.” Mustafa Kemal Atatürk

Mondros Mütarekesi’nden sonra, galip ülkelere ait 55 adetlik donanma gemisi, bir kurşun dahi atmadan Çanakkale boğazı’ndan geçerek, Osmanlı’nın başkenti İstanbul’un Boğazı’nda demir attı. Bir çağın kapatılıp, yeni bir çağın başlatıldığı İstanbul, şimdi  galip ülke gemilerinin hırçın ve kibirli bakışları altında inliyordu.

Eğer günümüzde İstanbul Türkiye sınırları içindeyse, Atatürk’e ve ordusuna teşekkür etmek zorundayız.

Boğaza demir atan gemilerden inen 3,500 galip ülke askeri ile İstanbul resmen işgal edildi. “Havadis”Adlı gazete,9 Şubat 1918 tarihli baskısında, 465 yıl sonra İstanbul’un işgal edildiği bu günü “Kara Gün” olarak adlandırdı.

İstanbul işgalinde,Galata Kulesi girişinde İngiliz askerleri

Filistin cephesinden dönerken, Haydarpaşa Garı’nda,13 Kasım 1918 tarihinde trenden inen Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul’da düşman gemilerinin arasından karşıya geçerken yaverine dönerek kararlı bir şekilde ; “Geldikleri Gibi Giderler”dedi.

Atatürk,işgal kuvvetlerinin,İstanbul’u terk etmeleri hususunda azimli ve kararlı idi.

1919 yılında İstanbul Müttefik yönetimi ; İtalyan, İngiliz, Fransız, ABD, Yunan ve Japon yüksek komisyonu ile organize edildi.

Atatürk Milli Mücadele sürecinde Genelkurmay Başkanlığı’nı, Batı Cephesi Komutanlığı’nı, Lozan Delegeler Kurulu Başkanlığı’nı, Başbakanlık görevlerini öncelikle İsmet İnönü’ye verdi.

İşgal edilip, parça parça yok edilmek istenen Osmanlı topraklarında; “Ya istiklal ya ölüm”diyen neslin evlatları milli mücadele başlatıp,Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmayı ve yaşatmayı başardılar. Bunun karşılığında,Avrupa lı galip ülkeler tarafından Lozan’a anlaşma imzalamak üzere davet edilmiştir.

Türk heyeti,Lozanda çok çetin mücadeleler vermiştir.

Lozan antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Avrupa’nın galip ülkeleri arasında imzalanmıştır. Bu antlaşma,Osmanlı İmparatorluğu’nun yerini Türkiye Cumhuriyeti’nin aldığının belgesi olarak kabul edilmiştir.

Yabancı ülke askerlerinin çizmelerinin altında inleyen İstanbul,özgürlüğünü geri kazanmış,Türk bayrağı dalgalanmaya başlamıştır.

Lozan Antlaşması’ ndan itibaren işgal birlikleri İstanbul’dan geri çekilmeye başladılar. 6  Ekim1923 tarihine gelindiğinde ise, işgal çizmeleri İstanbul’u tamamen terk ettiler. Atatürk’ün söylediği ifade ile “Geldikleri gibi gittiler

Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir.

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Ne Mutlu Türküm Diyene                                  Mustafa Kemal Atatürk

………… * ………….